İnci Sözlük'ün Başarılı Yazarlarından Efsane , Komik, Korkunç Hikayeler
30 Nisan 2015 Perşembe
16 Yaşındaydım ve Ağır Abazaydım
o zamanlar 16 yaşındayım. ne liseden atılmıştım ne de sokakta kendimi parçalıyordum. tüm liseliler gibi bütün konsantrasyonumu kadın vücuduna endekslemiştim.
Hayatımın En Rezil Anı
neyse çıktım yola tabii geldiğimi duyunca bütün aile gelmiş bize anneanne dedeler babaanne teyzeler vs vs.
akşam yemeği yenildi nasıl okul nasıl şu nasıl dersler nasıl bunlar nasıl nasıl vs vs gün bitti. anneanne dede bizde kalmaya karar verdi geç oldu hesabı.
Açtığım Video Evdekileri Şok Etti
Huzurlu bir akşamdı, kapalı kapılar arkasında o günlerde beni en özel hissettiren şeyi yapmıştım gene;osbir.
Neyse oturuyorum takılıyorum beyler, üst komşumuz geldi. 2 tane de taş gibi kızı vardı. Kakara kikiriler, bunlar yanıma geldi sonra. Önceki gece düğüne gitmişler, kamerayla düğünü çekmişler, açaymışımda izleyeymişik!. Kitle kalabalık, aç gözlü!, düğün görmek isteyen; bir komşu, iki kızı, babaları, annem, kardeşim, yiğenim.
Neyse oturuyorum takılıyorum beyler, üst komşumuz geldi. 2 tane de taş gibi kızı vardı. Kakara kikiriler, bunlar yanıma geldi sonra. Önceki gece düğüne gitmişler, kamerayla düğünü çekmişler, açaymışımda izleyeymişik!. Kitle kalabalık, aç gözlü!, düğün görmek isteyen; bir komşu, iki kızı, babaları, annem, kardeşim, yiğenim.
31 Temmuz 2014 Perşembe
Ülkü Ocağında Yediğim Akılalmaz Dayak
arkadaşlarımın ısrarıyla gittiğim ülkü ocağında yediğim akıl karı olmayan dayak beyler, ilk başta her şey çok güzeldi.
önümüzde mide yakan çaylarımız akıllı uslu bi abi bizlere memleket kritiği yapıyodu. ben ilk defa gittim ülkü ocağına biraz garipsemiştim ortamı. herkesde hilal bıyıklar, tespihler..
abi konuştukça konuştu sıkılmaya başladım amk, bi ara bitirdi konuşmasını bana döndü sen ilk defa geliyon ee anlat bakalım dedi. sabahtan beri susmamıştı amına koduğum, sıkılmıştım bi de. arkadaşlar çok ısrar etti öyle geldim ıvır zıvır dedim geçiştirdim. biraz kıllandılar bana.
neyse sonra amkduğum tekrar başladı bi şeyler anlatmaya, arkadaşlarımdan zafer'e ben kalkıyom dedim, o da dur olm otur iki dakika daha dedi. bi de turan diye bi arkadaş var o da yanımda amk otur diyolar bunlar. neyse oturduk çaya abanıyom sıkıntıdan turan'la benim çay bitti zafer de kendine çay doldurmaya gitmişti.
sağ elimi havaya kaldırdım işaret parmağımla orta parmağımı açıp zafer! diye bağırdım
3 Mayıs 2014 Cumartesi
Sanırım Ölümsüzlüğü Buldum
Evet beyler anlatmaya başlıyorum ,
bundan 6 yıl önce lise sondaydık kimya delisi 4 arkadaşla ölümsüzlüğün teorik mümkünlüğü hakkında tartışmalara falan başladık. bu araştırmalarımızda bir çok büyüğümüzden de siktiri yemiş bulunduk bir kere. ama biz araştırma konusunda ve bu işi gerçekleştirme konusunda kararlıydık.
bir kaç araştırmamız sonucunda kanser hücresinin ölmeyen bir hücre olmasından dolayı onun bozulup ölümsüz olan ama düzgün çalışan bir hücre olabileceğini düşündük. ve kanser'i iyileştirmenin ama vücuttan çıkarmamanın yollarına gittik. deneyeceğimiz olay ölümsüzlük kanseriydi.
diğer arkadaşlar bu yaptığımız araştırmalar için denek bulamayacağımızdan olayın sadece teoride kalacağını söyledi ama siklemedim onları çünkü denek bulabilirdim bu iş için. evet kimse seni önce kanser yapacağız sonra ölümsüz yapacağız dediğimizde hadi bakalım deyip gelmezdi e denek kullanmak için paramızda yoktu. bu deneyi farelerde kullanmamız da saçma olurdu çünkü artık tam aynı sonuçlar alınmıyor.
benimde aklıma gizli ameliyatçılık geldi çaresiz ve parası olmayan kanser hastalarını tedavi edeceğiz diye toplayıp kanserlerinin seyrini değiştirmeye çalışacaktım hem tedavi ücreti de alırdım biraz bu da deneylerin masraflarını çıkarabilirdi.
ama insanların benim tedavimi kabul etmeleri için bir neden lazımdı kimse kimseye durduk yere güvenmezdi tabi ki. elimdeki son parayla bir kaç kalpazan kiralayıp bir dedikodu çıkarttım kanser hastalarının bulundukları mahallelerde işte şurda bir kaç adam beni iyileştirdi diye bir kaç hafta simitle beslenerek bekledim araştırmalara da tek başıma devam ettim diğerleri ortalıkta gözükmüyordu onlar farelerle uğraşmaktaydı.
bundan 6 yıl önce lise sondaydık kimya delisi 4 arkadaşla ölümsüzlüğün teorik mümkünlüğü hakkında tartışmalara falan başladık. bu araştırmalarımızda bir çok büyüğümüzden de siktiri yemiş bulunduk bir kere. ama biz araştırma konusunda ve bu işi gerçekleştirme konusunda kararlıydık.
bir kaç araştırmamız sonucunda kanser hücresinin ölmeyen bir hücre olmasından dolayı onun bozulup ölümsüz olan ama düzgün çalışan bir hücre olabileceğini düşündük. ve kanser'i iyileştirmenin ama vücuttan çıkarmamanın yollarına gittik. deneyeceğimiz olay ölümsüzlük kanseriydi.
diğer arkadaşlar bu yaptığımız araştırmalar için denek bulamayacağımızdan olayın sadece teoride kalacağını söyledi ama siklemedim onları çünkü denek bulabilirdim bu iş için. evet kimse seni önce kanser yapacağız sonra ölümsüz yapacağız dediğimizde hadi bakalım deyip gelmezdi e denek kullanmak için paramızda yoktu. bu deneyi farelerde kullanmamız da saçma olurdu çünkü artık tam aynı sonuçlar alınmıyor.
benimde aklıma gizli ameliyatçılık geldi çaresiz ve parası olmayan kanser hastalarını tedavi edeceğiz diye toplayıp kanserlerinin seyrini değiştirmeye çalışacaktım hem tedavi ücreti de alırdım biraz bu da deneylerin masraflarını çıkarabilirdi.
ama insanların benim tedavimi kabul etmeleri için bir neden lazımdı kimse kimseye durduk yere güvenmezdi tabi ki. elimdeki son parayla bir kaç kalpazan kiralayıp bir dedikodu çıkarttım kanser hastalarının bulundukları mahallelerde işte şurda bir kaç adam beni iyileştirdi diye bir kaç hafta simitle beslenerek bekledim araştırmalara da tek başıma devam ettim diğerleri ortalıkta gözükmüyordu onlar farelerle uğraşmaktaydı.
26 Ocak 2014 Pazar
Karayipte Korsanlık Maceram
Şanı büyük Osmanlı devleti hint-karayip seferlerini kaybedeli 2 sene olmuştu..Sağ kalan 3 5 kişiden biriydim.kaderde amınakodumun Hintlilerine esir düşmekte varmış..allahtan barbbossa adlı Gavatın biri beni satın adlıda kurtuldum.adamlar resmen fare kokuyor amk…
gemşnşn ismi kara incimi neymiş isme bak amk eskiden jack diye bir kaptanınmış sonra hainlik etmiş bu bizim barbossa..ama gemiyi görmeniz lazım motorlu yelken sistemi icat edilse anca bu kadar hızlı gider bir gemi yalnız gemide gece garip olaylar oluyor amk geçen yine saat akşam 8 9 aşağıdan rom çalıcam biraz demlenicem anlıyacağınız. Neyse yine indim mahsene aldım 2 3 şişe rom ordan yüzüne mercan yapışmış manyağın biri duvardan koptu çıktı amk.dedim noluyor dedi ben eski kaptanıyım bu geminin geminin eski kaptalnları gemiyle çürür dedim hasiktir sen bizim çorumdaki dana işkembesi bile olamasın hassiktirden sonrasını anlamadı tabi geri çekildi geminin duvarına amınakoduğumun moruğu.
gemşnşn ismi kara incimi neymiş isme bak amk eskiden jack diye bir kaptanınmış sonra hainlik etmiş bu bizim barbossa..ama gemiyi görmeniz lazım motorlu yelken sistemi icat edilse anca bu kadar hızlı gider bir gemi yalnız gemide gece garip olaylar oluyor amk geçen yine saat akşam 8 9 aşağıdan rom çalıcam biraz demlenicem anlıyacağınız. Neyse yine indim mahsene aldım 2 3 şişe rom ordan yüzüne mercan yapışmış manyağın biri duvardan koptu çıktı amk.dedim noluyor dedi ben eski kaptanıyım bu geminin geminin eski kaptalnları gemiyle çürür dedim hasiktir sen bizim çorumdaki dana işkembesi bile olamasın hassiktirden sonrasını anlamadı tabi geri çekildi geminin duvarına amınakoduğumun moruğu.
Korku Hikayeleri - Okuldaki Cinayet
sabahın tatlı soğuk rüzgarı çehremi dondururken,her sabah monotonlaşmış olan yolculuğumu beklemeye başladım. neyse ki çok beklemeden geldi bizim emektar ali abi okuldaki en eski görevlilerden biri okulun temel atma günlerinde bile hatırası varmış saçları dökülmüş gittiği yollar alnında iz bırakmış ali abinin gözleri erken kalkıp yollara düşmekten olacak ki kızarmış..Bindim servisine kendisi kadar servisi de emektar ali abinin her zamanki gibi yerime oturdum biraz uyuklamanın okulda çok faydası oluyordu çünkü.Gözlerimi açtığımda galiba bugüne kadar binin üzerinde tekrarını yaşadığım okulun önüne geldim adımlarım kaçamak hızla ilerliye dursun çoktan atıldım okulun gri bahçesine.kapılar daha açılmamıştı bende sınıfımın olduğu sıraya yöneldim deniz vardı oda erken gelmiş bugün yalnız kalmamanın verdiği mutlulukla denizin yanına gittim
-günaydın deniz nasılsın
-aa sal ya sen
-aynı işte standart
-alper sen bilirsin ayşe 1 haftadır okula gelmiyor. bir bilgin varmı
-hastadır muhtemelen yoksa derslerini aksatmaz o inek..
okuldaki son derste geldi ayşenin ölüm haberi insanın boğazı düğümleniyor çaresizlik ölenden daha fazla öldürüyor sizi.Genç yaşında bi kızı kim neden öldürebilir ki ?
-günaydın deniz nasılsın
-aa sal ya sen
-aynı işte standart
-alper sen bilirsin ayşe 1 haftadır okula gelmiyor. bir bilgin varmı
-hastadır muhtemelen yoksa derslerini aksatmaz o inek..
okuldaki son derste geldi ayşenin ölüm haberi insanın boğazı düğümleniyor çaresizlik ölenden daha fazla öldürüyor sizi.Genç yaşında bi kızı kim neden öldürebilir ki ?
Korku Hikayeleri - Falcı

1999 yazında gerçekleşmişti.Ben, bu tarihte Erdek'te bir otelin barında çalışıyordum. Bu nedenle geceleri geç yattığım için öğlen kalkıyordum. Yine böyle gece, geç saatlere kadar çalıştığım bir günün ertesi, öğlen saat 4 gibi kalktım ve her zaman yemek yediğim yer olan otelin karşısındaki büfeye gittim. Orada otelin güvenliklerinden biriyle karşılaştım ve beraberce bir masaya oturduk. Yemeğimizi yerken yanımıza benim arkamdan biri yanaştı ve aynen şu cümleyi söyledi: "Falına bakmamı ister misin?" Ben, bu lafın bana söylenmediğini düşünerek tostumu yemeğe devam ederken sesinden kadın olduğunu anladığım o şahıs aynı soruyu tekrarladı: "Falına bakmamı ister misin?" Bunun üzerine dayanamayıp arkamı döndüm. Ben de herkes gibi, döndüğümde o tipik falcı kılığındaki birini göreceğimi sandığımdan hızlı ve sinirli bir dönüş yaptım -ki bunun bir diğer nedeni o güne kadar fala inanmıyor olmamdı-. Kadınla göz göze geldik ve kadın az önce sorduğu soruyu benim ona herhangi bir şey söylememe fırsat vermeden yineledi: "Falına bakmamı ister misin?"
Korku Hikayeleri - Çöl Cini
Bir tüccar gurubu, mallarını satmak için develerle çölü geçmekteydiler. Vakit akşam olunca çölün aşağı yamaçlarında bir yerde konaklamaya karar verdiler ve çadırlarını kurdular. Çölü iyi bildiklerinden nerde konaklayacaklarını ve nerede su olduğunuda iyi biliyorlardı. İçlerinden biri, arkadaşlarına dönerek, "Şu tepenin arkasında su var. Ben, biraz su alıp geliyorum." diyerek aralarından ayrıldı. Aradan belli bir süre geçti ki ne gelen var ne giden. İçlerinden bir diğeri, "Ben ona bakmaya gidiyorum. Başına bir iş gelmiş olmasın." diyerek tepeyi aştı ve gözden kayboldu. Bir süre sonra o da geri dönmeyince, diğerleri de gittiler; fakat giden geri dönmüyordu. En sonunda kervanda bulunan genç ve güçlü bir tanesi, yanına kılıcını ve bir arkadaşını alarak tepeyi aştı. Arkadaşı, ''Aman Ya Rabbi!'' dedi. ''Bir kadın var çırılçıplak ve çok güzel. Bizim arkadaşlar da orada eğleniyorlar. Ben de yanlarına gidiyorum.'' dedi ve hızla güzel kadının yanına koştu.Buzluk Mağarasındaki Korkunç Olay
Gezimizin bir sonraki durağı: Buzluk Mağarası. ‘Mağara’ kelimesi oldum olası bende tuhaf bir merak uyandırmıştır. Harput Kalesi’nden de yükseğe, yaklaşık 1500 metrelik bir tepeye çıktık minibüsle. Asfaltın erişemediği toprak yollarda toz soluduk, terk edilmiş taş evlerden sonuncusu da arkamızda kaldı. Güneş batarken tepenin üstündeki bir oyuktan düşe kalka inmeyebaşladık. İki kayanın arasındaki boşluktan beliren taş merdivenleri gördüğümde tüylerim diken diken oldu. Engebeli basamaklardan inmeye gönüllü olan birkaç kişiden biri de bendim elbette. Hemen önümde olan şoförümüz bize rehberlik ediyordu. Dönerek inen basmaklara adım attığımızda havada ani bir soğuma oldu. Yeraltından gelen buz gibi bir rüzgar yüzümü yaladı. Merdivenler ufak bir düzlükte kesildi. Kayaların üstü buz tutmuştu. Az ötede basamaklar devam ediyordu ama bunlar insan eliyle yapılmamıştı, doğanın tasarımıyla oluşan kaya çıkıntılarıydı. Buzlu basamaklarda kaymamak için bir lambaya bağlı olan kabloya tutuna tutuna indik. Son aydınlık kat. Nefes almak güçleşti, tuhaf bir heyecanla basamakların daha da devam ettiğini, hiçbir ışığın aydınlatmadığı dehlizlere uzandığını gördüm. Hepimiz sessizdik. O anda çok derinden gelen bir inilti duydum. Aslında inilti kelimesi tam da anlatmıyor bu sesi. Sanki çok, çok yavaş bir kahkahaydı bu. Dehşetle şoförün yüzüne baktım. ‘Siz de duydunuz mu?’ diye sordum. ‘Daha fazla inmeyelim. Işık yok aşağıda.’ diye cevap vermekle yetindi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

